Etimolojik Tarihi

Kahvenin etimolojik tarihçesinde karşımıza iki tane görüş çıkıyor:

1. Kaffa

Kahvenin anavatanı Etiyopya’da bulunan Kaffa eyaletidir. Kahvenin, ilk kahve ağaçlarının yetiştiği yer olarak bilinen bu eyaletten çıktığı söylenir.

2. Gahwa

Birtakım etimologlar kahvenin Arapça gahwadan geldiğini belirtmektedir. Ancak Arapçada gahwaya benzeyen başka sözlerde bulunmaktadır. Kawa, cahauh, khawa kelimeleri de gahwa ile benzeşmektedir.

İlk Nasıl Ortaya Çıktı?

Kahve rivayete göre (9. yüzyılın ortaları) keçilerini otlatmaya götüren çoban Kaldi sayesinde bulundu. Bu çoban keçileri otlatmak için götürdüğü bir yerde keçilerin kiraza benzeyen bir meyveyi yedikten sonra olağan dışı davranışlar gösterdiklerini fark eder. Çoban da o meyveden yer; yedikten sonra kendisini daha enerjik daha canlı hisseden çoban bu garip meyveyi çevresine de paylaşır. Dervişler de bu meyveden haberdar olurlar. Bir derviş o garip meyve fasulyesini suda kaynatır ve içtikten sonra uykusunun kaçmaya başladığını ve capcanlı hissetmeye başlar. Derviş diğer din adamlarına da kahveyi yapılış şekliyle tanıtır ve din adamları arasında popüler olmaya başlar. 

Kahve ile ilgili başka bir rivayette ise Arap-İslam dünyasında yaygınlaşması ile ilgilidir. Rivayet şöyledir: Mekke Sultanı tarafından suçlanan Şeyh Ömer Şazili tarikatından atılır ve sürgün yer. Şeyh Ömer Mekke yakınlarındaki dağlık bölgede aç ve yorgun bir hâlde gezerken bulduğu bir ağacın meyvesini yer ve kendisini daha iyi hissetmeye başlar. Üç gün boyunca ağacın meyvesini yiyerek yaşayan Şeyh, kendisini ziyarete gelen arkadaşlarına da ikram eder. Şeyh Ömer’in arkadaşları meyveyi yedikten sonra hiç acıkmadıklarını ve daha canlı hissettiklerini söylerler. Haber Sultan’ın kulağına gidince Sultan Şeyh Ömer’i affeder ve meyveden getirmesini ister. Şeyh’in dönmesi ile kahve Mekke ve Yemen’de yaygınlaşır ve halk arasında tüketilmeye başlanır. Başka rivayetler de bulunmaktadır ancak adı üstünde “rivayet” bunlar. Anlattığım hikâyelerdeki gerçeklik payı ne kadar olduğunu sizin yorumunuza bırakıyorum.

Osmanlı’da Kahve

Kahve Osmanlı’ya gelmeden önce asırlarca Orta Doğu'da popüler oldu. İslamiyetin yaygınlaşması ile İran’a, Hindistan’a, Kuzey Afrika’ya kadar gitti ancak asıl kahve pazarı Orta Doğu’da, Araplarda kaldı. Osmanlı’nın Memlûk devletini devirmesi ile Osmanlı kahve ile karşılaştı. Ama ilk karşılaşma kötü oldu. I. Selim (1512-1520) Kahire’de kahve içen birkaç kişiyi idam ettirmiştir. Çünkü bazı İslam âlimleri arasında kahvenin haram olduğu söyleniyordu. I. Selim devrinde kahve içmenin cezası bu kadar ağır olsa da I. Süleyman (1520-1566) döneminde işler değişecektir. 1555’te iki Suriyeli tüccar Hakem ve Şems tarafından Tahtakale’ye kahve dükkânı açıldı. Peçevî’ye göre 1555 yılına kadar İstanbul’da ve Rumeli’de kahve ve kahvehane yoktu. Buna göre Tahtakale’de açılan dükkân Anadolu’daki ilk kahvehane olma özelliğini taşıyor. Müşterilerinin hızla artması, gelen müşterilerin de asker veya yüksek zümreden kimseler olması halkı etkilemiş, kahve tüketiminin hızlı bir şekilde Osmanlı’da yaygınlaşmasını sağladı. 

Kahvenin halk arasında sevilmesi ile birlikte kahvehanecilik yaygınlaşmış, çeşitli bölgelerde kahvehaneler açılmıştı. Osmanlı kahvehanelerinin 1660’larda Levant ticaretinin merkezi Marsilya’da yaygın olduğu tespit edilmiştir. Osmanlı elçi Süleyman Ağanın frenklere kahve ikram etmesi, kahvenin asiller arasında bilinmesini sağladı. Pascal adında bir Ermeni de Paris’te ilk kahve dükkânını açmıştır. Kahve kısa sürede Fransa’dan çıkarak Avrupa’da tüketilmeye başlanmıştır. Amerika ve Karayiplerin bulunması ve sömürgeciliğin yaygınlaşması ile kahve Orta Doğu’dan çıkarak Güney Amerika’ya, Karayip Adalarına, Asya’daki bazı sömürgelere tarım metası olarak ekilmesi sağlanmıştır. 

Kahve ve kahvehanelerin bu kadar halk tarafından tutulması ve tüketilmesi herkesin işine gelmiyordu. Avrupa’da yaygınlaşmasının ardından şarap tüketiminin azalması şarap üreticilerinin kahve aleyhine kamuoyu oluşturmasına sebep oldu. Kahvenin zararları ve yararları hakkında araştırma yapanlar çeşitli açıklamalar yapıyordu. Kimi kahve zararlıdır, İsa’nın kutsadığı içecek olan şarabı içmeliyiz, kimi ise kahve tüketimi içki tüketiminden daha sağlıklıdır o yüzden kahve tüketmeliyiz diye açıklamalar yapıyordu. Avrupa’da kahve yasaklanıyor ama gelen tepkilerden yasak kalkıyordu. Kahvehaneler ise özellikle monarşi ile yönetilen devletlerde kapatılmak isteniyordu. Çünkü kahvehanelerin yarattığı ortam halkın siyaset konuşmasına müsaitti. Osmanlı’da I. Süleyman döneminde ulemanın kahve hakkında çıkardığı fetva ile kahve ilk kez yasaklandı ama yasak kısa sürdü. III. Murat devrinde tekrar yasaklandı, I. Ahmet döneminde de yasak geldi ve yine IV. Murat devrinde de yasaklandı. Nitekim hepsi bir süre sonra kalktı.

Kıbrıs’ta Kahve

Hikmetağalar’ın (2005) araştırmasına göre kahvenin Kıbrıs’a ne zaman geldiği hakkında resmî bir belge veya bilgi bulunmamaktadır. Venedik yönetiminde adada kahve ticareti ve tüketiminin olup olmadığı her ne kadar bilinmese de Osmanlı döneminde olduğu açıktır. Osmanlı’da kahve ve kahvehane üzerine kahvehaneleri kiraya verme, kahve ticaretinden doğan tespit ve tescil (kaydı) gereksinimi gibi Lefkoşa Şer’i Mahkemesi’ne intikal etmiş sorunlarla ilgili tutulmuş birkaç belgede bu konu üzerine yeni bilgiler bulunmaktadır. Adada kahve ticareti ve kahvehane işletmeciliği, belgelerden anlaşıldığı kadarıyla temel olarak zengin Müslümanlar ile askerlerin (özellikle Yeniçerilerin) elindeydi. Birkaç Yahudi ise kahvehane alım satımıyla ilgilenmekteydi. Şeker ve kahve o dönem adada oldukça popülerdi. 1630’lara kadar kahve, ticaretin anahtar metalarından biri olmuştu. Tam manasıyla, Kıbrıs için kârlı bir ticaret emtia olmuştur. 

Kahvehaneler köylü ve kentli erkekler için saygın mekânlardı. İşleri bittikten başka işleri olsa da olmasa da, evde yediği birkaç lokmadan sonra soluğu kahvede alırdı. Kendisini oradaki havaya öyle bir kaptırır ki aklına başka hiçbir şey gelmezdi. Gelişen ve değişen teknolojinin getirdiği imkân ve şartlardan kahvehanelerde değişmiştir. Günümüzde kahvehaneler kıraathaneye ve “kafe”ye dönüşmüştür.

Kaynakça

Cahit, N. (2001). Eski Lefkoşa Kahvesi Ve Kahve Kültürü. Şadi Kültür Ve Sanat Yayınları. 1. Baskı

Desem, A. K. (2000). Kahve. Şadi Kültür Ve Sanat Yayınları. 1. Baskı

İnalcık, H. (2018). Osmanlı Ve Avrupa: Osmanlı Devleti’nin Avrupa Tarihindeki Yeri. Kronik Yayınları. 4. Baskı

Petropoulos, E. (2019). Yunanistan’da Türk Kahvesi. Kırmızı Kedi Yayınevi. Çevirmen: Herkül Millas. 1. Baskı 

Erdoğru, M. A. (2008). Kıbrıs’ta Osmanlılar. Galeri Kültür Yayınları. 1. Baskı

Hikmetağalar, H. (2005). Eski Lefkoşa’da Semtler ve Anılar. Eser Sahibinin Kendi Yayını. 2. Baskı

Fotoğraf: YUCAR, unsplash.