
“Pandemi ile mücadele siyasete alet edilmemelidir.”
“Dönem, siyaset dönemi değildir.”
“Siyaset yapmadım, yapmayacağım da.”
Okuduğunuz alıntılar, son üç ay Kuzey Kıbrıs’taki birçok siyasetçinin dilinden düşmeyen ve verdikleri demeçlerde slogan olarak nitelendirilmeye devam eden ifadelerdir. Bu cümlelerin ağızlardan dökülürken irademizi emanet alanlara verdikleri öz güven ve cesaret, sorgulattırmamayı amaçlayan, düşünce farklılıklarına karşıt bir zihniyetin yansımasıdır.
Ülkedeki refahın sağlaması için siyaset üretme görevine seçilmiş bireylerin bir kısmı kriz döneminde siyaseti günah keçisi ilan etti. Ezbere kelimelerle düşüncelerini iki dudak arasında halkın bilinçaltına aşılama çabalarında bulundular.
Oysaki, siyaset yaşamın ve dünyaya bakışın ta kendisidir. İnsan odaklıdır. Salt siyasi kişiliklere bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir. İdeolojik zenginliği ve uzlaşmacı karakteri sorunlara karşı çözüm üretme gayesinin bir simgesidir. Pandemi ile mücadelede bu kadar derin işlevleri olan bir mekanizmayı dışlama eyleminin ardında birçok düşüncenin, stratejinin ve tutarsızlığın kalıcı izleri vardır.
Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var ki, koronavirüs ile mücadele sürecinde sağlık, üstünlüğünü koruyan, son derece önemli ve toplumsal bir endişeydi. Ancak başta sağlık olmak üzere, ekonomiyi, turizmi, güvenliği ve eğitimi tartışabilmek için ideolojiler ağırlıklarını paralel bir şekilde korumalıydı. Dolayısıyla, siyaset sağlığı takip eden bir dinamizm niteliğini taşıyordu.
“Dönem, siyaset dönemi değil.” diye haykıranların tersine vurgulamak isterim ki “Dönem tam da siyaset yapma dönemidir.”. Siyasi rant heveslerinden ve gelecek kaygılarından arınma dönemidir. Kimlik siyasetinin değil, toplum siyasetinin ön plana çıkması gereken bir dönemdir.
Görünmeyen bir virüs, bu tür söylemlerle totaliter demokrasinin somutluğunu gün yüzüne çıkardı. “Görmeyin, duymayın, eleştirmeyin ve verilen kararlara uyun” çağrılarıyla buğulanmış, bireyin toplumda suskunlaşmasına neden olan bir rejimin harmonisini duyduk. “Ben yaparım, olur.” mantığı ile rasyonelliğin dışına çıkartıldık. Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamak istiyorsak kendi ilkelerimiz ışığında mücadele etmeye devam etmeliyiz. Bu dönemde politikayı hiçleştirme eğilimleri, siyasetin şeffaf ve doğru yapılmadığının açık bir itirafıdır. Siyasete polemiğin, partizanlığın ve popülizmin hâkim olması bugün çoğu kişinin makamlara olan inancına ve saygısına zarar vermiştir. Sadece manevralara dayalı, pozisyon almalara bağlı bir siyaset, toplumdan kopmaya, dejenere olmaya mahkûmdur.
Gerçek bir siyaset başarısı, siyaset üretiminin siyaset yapmakla bütünleşmesinden doğar. Yani sözle eylemin, ideolojiyle uzlaşının birleşmesinden, bütünleşmesinden.
Gerçek devrim de budur!
Kapak fotoğrafı için tıklayınız.

