Kıbrıs’ta Kargaşa Dolu Yıllar (1)

18. yüzyılın ortalarında itibaren Kıbrıs’ta pek çok doğal afet, salgın hastalıklar ve çekirge istilası baş göstermiştir. 1735, 1741 ve 1756 yıllarında adada depremler yaşanmıştır. 1735 tarihinde meydana gelen deprem Mağusa’da 200 Müslüman'ın ölmesine ve kentin büyük bir kısmının zarar görmesine sebep oldu. 1741’de yaşanan deprem ise Lefkoşa’daki Aya Sofya Katedrali'nin (günümüzde Selimiye Camii) üçte birinin yıkılmasına sebep oldu. 1756’daki deprem ise büyük bir yıkıma sebep olmamıştır.
1757’de ise bu sefer kuraklık ve çekirge istilası sebebiyle kıtlık ortaya çıkarmıştır. Çekirgeler kolokas ve avroşillo hariç, halkın temel gereksinimi olan buğday, arpa ve bazı ticari ürünlerin ham maddelerine zarar vermektiydiler. Kıbrıs’taki çekirgeler 1-3 Mart arası ortaya çıkar, 23 Nisan’a kadar sürünerek ilerler, 26 Nisan’dan itibaren kanatları çıkar ve haziranın sonuna kadar terör estirirlerdi. Çekirge sorunu Osmanlı’dan önce ve Osmanlı’dan sonra da var olan bir mücadeleydi. Bazı Kıbrıs muhassılı* bu sorunu çözmek için uğraşmış. Bazısının derdi ise reayadan** çıkarabildikleri kadar vergi çıkarmaktı.
Yaşanan salgın hastalıklarsa adada ayrı bir acıya sebep oluyordu. Sıtma ve veba salgını sonucu ada nüfuzu gözle görülür ölçüde azalmıştı. Bereketsiz mahsül, başarısız ticaret, ölümcül salgınlar ve ağır vergiler; Kıbrıs'ın halkı bu tarz sebeplerden Anadolu veya Suriye topraklarına göç etmeye başlamıştı. Piskoposlar her fırsatta Babıali’ye*** bitmeyen şikâyetlerini iletiyordu ancak savaşlar yüzünden sıkışan Babıali bitmeyen şikâyetlere kulak tıkamıştı.
Temmuz 1764’te Çil Osman Ağa’nın muhassıl olmasıyla Kıbrıs’ta problemler ciddi şekilde artış gösterdi. Çil Osman muhassıl olmak için Babıali’ye rüşvet ödedi ve gelir gelmez parasını telafi edebilmek için Hristiyan halkın vergilerini iki katına çıkarmış ve Müslümanlara ise bu miktarın yarısı kadar bir vergi dayattı. Ayrıca sahte beyan yoluyla para topluyor, zaten refah seviyesi düşmüş olan halka zor zamanlar yaşatıyordu.
Vergi miktarının herkesin ödemesi imkânsızdı. Miktarın azaltılması için Hristiyan ve Müslümanlardan oluşan Kıbrıs eşrafından oluşan bir grup Çil Osman Ağa’ya gittiler. Bunlar Çil Osman Ağa’ya yalvardıysa da, muhassıl kendi emirlerine uyulmasını buyurdu. Emirleri makul gelmediyse gidip padişaha başvurmaları gerektiği söyleniyordu. Bunun üzerine İstanbul’a bir heyet gönderildi. Heyet gecikmeli olarak 31 Ekim’de yanlarında sadrazam çuhadarı**** Mehmet ile geldiler. Çuhadar Mehmet Efendi İstanbul’dan getirdiği emirlere göre vergi miktarı azaltılacak, sahte beyan yoluyla toplanan paralar için inceleme yapılacak ve bu şekilde alınan paralar iade edilecekti. Muhassıla bu şekilde zorla para toplanması yönünde akıl verenler tespit edilecekti. Çuhadar Mehmet okuyacağı emirlerin dinlenmesi için Çil Osman’ı şeri mahkemeye çağırdı, fakat muhassıl mazeret gösterip mahkemeye gelemeyeceğini bildirdi. Çuhadarın ve diğer eşrafın muhassıl sarayına (şimdi yerinde Mahkeme binası bulunan eski Lüzinyan Sarayı’na) gelip emirlerin orada okunmasını istedi. Çuhadar ve eşraf bu daveti kabul eder ve muhassıl sarayına giderler.
Not: Bu sıralar ayrıca jülyen takvime göre kutlanan Aziz Dimitrios panayırı için Lefkoşa’da hazırlıklar yapılıyordu.
Çuhadar, Müslüman ve Hristiyan eşraf muhassıl sarayında toplandığı sırada büyük bir kalabalıkta sarayın önünü doldurmaya başlamıştı. Saray avlusunu Müslüman ve Hristiyan eşraf doldurmuştu. Çuhadar Mehmet ise Çil Osman’ın yanına oturmuştu. Çuhadar Mehmet Efendi emirleri okuduğu sırada saray avlusu birden çöker ve oradaki herkes bodruma düşer! Ancak kimse ölmez en fazla yaralananlar olur. Çok geçmeden olayın kaza olmadığı yönünde şüpheler ortaya çıkar. Lefkoşa kadısı, Çuhadar Mehmet ve diğer görevliler tarafından yapılan incelemeler şüpheleri doğrulardı. Avluyu taşıyan kiriş ve kolonlar testere ile kesildiği tespit edilmişti. İddiaya göre muhassıl Çil Osman eşrafı ortadan kaldırmak istemiştir. Diğer bir iddiaya göre de Çil Osman, Çuhadar Mehmet’in kahvesine zehir koydurmuştu, çünkü yanında oturan çuhadarı aşağı düşürmesi mümkün olmayacaktı. Ama Mehmet’e panzehir verilmiş ve tedavi edilmişti.
Bu olay üzerine galeyana gelen halk Lefkoşa kadısına gider ve adalet ister. Kadı muhassılı yanına çağırırsa da muhassıl mahkemede yargılanmayı reddeder. Bu durum kalabalıkta daha büyük bir öfke yaratır. Kalabalık silahlanarak muhassıl sarayına hücum eder, ancak Çil Osman Ağa kapıları kapatmış ve yaklaşık 18 adamı ile birlikte üst kata çıkmıştı. Kalabalık kapıları yakarak içeri girer ve üst katta sığınan Çil Osman ve adamlarını öldürürler. Bundan sonra ise saray yağmalanmaya başlanır. Olayın ardından asayiş ancak birkaç saat sonra sağlanabilir, sonrasında ise halk hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder.
Her ne kadar insanlar günlük hayatlarına devam ediyorsa da örtbas edilemeyecek kadar büyük bir olay yaşanmıştı: En üst düzey bir devlet görevlisi adamları ile birlikte öldürülmüş, devlet binası yakılmış ve yağmalanmıştı. Bu isyanı Babıali’ye rapor edebilmek için ulema, ağalar ve kadı Lefkoşa’da bir araya geldi. Hazırladıkları raporda Çil Osman Ağa halka zulüm ve tahammül sınırlarını aştığı için isyan çıkmıştı. Kıbrıs’taki kargaşanın tek sorumlusu Çil Osman Ağa’ydı. Kıbrıs halkı padişahın otoritesini başkaldırmamıştı.
Raporu İstanbul’a Çuhadar Mehmet götürmüştür. Raporu alan Veziriazam adada sert tedbirler almak gerekmediğine kanaat getirir ve padişahı bu konuda ikna eder. Bir süre sonra adaya Hafız Mehmet Efendi adlı bir muhassıl tayin edilir.
Notlar ve Referanslar
*Osmanlı Devleti’nde Tanzimattan önceki dönemde vergi tahsildarı.
**Tanzimattan önce Osmanlı Devleti'nin Müslüman olmayan uyrukları.
.***Osmanlı Devleti’nde İstanbul’da Başbakanlık, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile Danıştay Cairelerinin bulunduğu yer.
****Osmanlı Devleti’nde padişahın hizmetinde bulunan sarayın büyük memurlarından her biri.
Gürkan, H. M. (2006). Kıbrıs Tarihinden Sayfalar. Galeri Kültür Yayınları, 4. Baskı: Lefkoşa.
Gürkan, H. M. (2000). Tarih İçinde Kıbrıs. Galeri Kültür Yayınları, 1. Baskı: Lefkoşa.
Özkul, A. E. (2010). Kıbrıs’ın Sosyo-Ekonomik Tarihi (1726-1750). Dipnot Yayınları, 1. Baskı: Ankara.
Hill, G. (2016). Kıbrıs Tarihi: Osmanlı ve İngiliz İdaresi Dönemi 1571-1948. Çevirmen: Nazım Can Serbest, İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı: İstanbul.
Kapak fotoğrafı için tıklayınız.

