Bu yazının başlığı ve içeriğinde bulunan "Jammu" ve"Kaşmir" isimleri, doğru isim olan "Cemmu" ve"Keşmir" ile değiştirilmiştir. Bu zamana dek düzeltmediğimiz bu hatadan ötürü özür dileriz. (04.07.2020).

Himalayalar'da Pakistan, Hindistan ve Çin’in arasında bulunan Keşmir, üç ülke arasında sahiplenmek istenilen ve özellikle Pakistan ve Hindistan arasında gerginlik yaratan bir bölgedir. İki ülkenin İngiliz sömürgesinden elde edilen bağımsızlığı itibariyle başlayan ve hâlâ devam eden bir karmaşanın içinde kısılmış olan insanlar, her gün hangi insan haklarının ellerinden alınacağı korkusuyla yaşıyor. Dünyanın evine kapandığı son birkaç ayda bile bu zorluklarla boğuşmaya devam ediyorlar. Şimdi, savaştan sağ çıkabilme dertlerine ek bir de koronavirüsle boğuşan insanları her zamankinden fazla düşünüyorum.

Keşmir, bulunduğu bölgenin İsviçre’si olarak da bahsedilir. Yüksek ve yemyeşil dağları, mavi gölleri ve nehirleriyle inkâr edilemez bir doğal güzelliği vardır. Ama bu güzelliğin aksine, sosyal ve politik yaşam çok çalkantılıdır ve "barış" tanıdık olunmayan bir konsepttir. Pakistan ve Hindistan’ın anlaşılmazlık yaşadığı bölge aslında 1972’de "kontrol hattı" denilen bir sınırla ikiye ayrıldı: Pakistan’ın etkisi altında olan "Azad Cemmu ve Keşmir" ve Hindistan’ın bir parçası olan "Cemmu ve Keşmir". Sosyal yapı olarak ise, çoğunluk Müslüman'dır ama daha küçük oranda Hindu, Budist, Sihler ve hatta Hristiyanlar da bulunur.

Hayat, Hindistan kontrolünde olan Cemmu ve Keşmir bölgesinde daha karmaşıktır. Ağustos 2019’da Hindistan yönetimi Cemmu ve Keşmir’in sahip olduğu özerkliği ellerinden alıp tamamiyle Hindistan devletinin ve hukukunun yönetimi altına alınca, oradaki halk özgürlüklerini kaybetme korkularının gerçek olmasıyla yüz yüze bırakıldığı için halk düzeyinde protestolar yapılmaya başladı. Hindistan devleti çeşitli kesintilerle ve binlerce insanı tutuklayarak, halkı susturma ve eylemleri engellemek için kullandı. Uluslararası Af Örgütüne (Amnesty International) göre Ağustos 2019-Ocak 2020 arasında 8 milyon insan telekomünikasyon kesintileriyle yaşadı. Ocak 2020’deki bir mahkeme kararıyla internet geri getirilse de sosyal medya hâlen yasaklıdır. Bu da halkın yardım çağrılarını kısıtlayıp, Hindistan yönetiminin uyguladığı politikaları daha etkili hâle getirir. Bunun dışında, sıkça yapılan bombalama, tutuklamalar ve insan hakları ihlalleri, Keşmir halkını sürekli korkuyla yaşamaya itti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi yaşanan olayları ve kesintileri “bir tür toplu ceza” olarak kınamasına rağmen, halk hâlâ tehlikeli ve korkulu bir hayat sürmeye devam etmektedir.

Hayatın belirsizliğe büründüğü bu pandemi günlerinde bile Keşmir ve buna benzer çatışma alanlarında koronavirüs sadece ilave bir değişkendir. Süratle yayılan hastalık nedeniyle Birleşmiş Milletler’in martta yaptığı küresel ateşkes çağrısı ilk haftalarda olumlu etki yaratsa da bu zafer uzun sürmedi. Myanmar, Yemen, Kamerun ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi yerlerde, anlaşmalara rağmen bombalama ve kavga devam etmektedir. Bu durum da hastalığı kontrol altına alma çabalarını sarsıyor. Savaşın içinde kısılan masum insanlar ise, savaşın getirdiği tehlikelerle baş etme uğraşı verirken şimdi virüsün yayılma korkusuyla da yaşıyorlar. Buna rağmen, virüs bu insanların en korkulu rüyası değil. Her gün hayatta kalma çabası veren ve her an ölebileceklerinin korkusunu yaşayan bu insanlar için yeni bir hastalık bir şey değiştirmiyor. Virüs fark etmeksizin, her zamanki gibi insan hakları ihlalleri, şiddet ve tehlike devam ediyor bu insanlar için. Myanmar’da, Burma Kadınlar Liginin Genel Sekreteri şunları diyor: “Ülke COVID-19 salgınıyla uğraşırken, ordu Rakhine, Chin, Karen ve kuzey Shan eyaletlerindeki etnik silahlı gruplara karşı saldırılarını artırıyor.”

Üzücü gerçek şu ki, bizim, yani evinin rahatında, internete rahatça girip bu makaleyi okuyabilen sizin ve benim, en büyük sorunumuz mezuniyetimiz, eylülde hayatımız boyunca hayal ettiğimiz üniversite hayatına başlayabilemeyecek olmamız veya dışarı çıkıp eğlenmeyi özlememizken, Dünya’nın çeşitli yerlerinde insanlar yarın başlarının üzerinde bir çatı bulamayabileceklerinin gerçeğiyle yüzleşiyor. Tabii ki de bu her zaman böyleydi. Biz hiçbir zaman ne kadar iyi durumda olduğumuzu göremeyen ve hayatımızdaki en küçük sıkıntıdan şikâyet eden ayrıcalıklı kısımdan olduk. Ama bu sıkıntıların çoğaldığı pandemi günlerinde daha çok düşünmeye başladım savaşın ortasında kısılan insanları. Ben evde kalmakla sıkılırken ve er ya da geç bir çözüm bulunacak olan basit sorunlarımla baş başa iken, Keşmir’deki 18 yaşındaki bir kız çocuğu bir gün daha yaşayabilmenin, ailesini ve kedini güvende tutmanın mücadelesini veriyor.

Ne kadar iyi yaşıyormuşuz, ne kadar şanslıymışız, tamamiyle şimdi anladım.

Kapak fotoğrafı için tıklayınız.