
Brezilya’nın yaklaşık 200 milyonluk nüfusu, beyaz, siyahi ve yerli ırklardan oluşur. Özellikle yerli kabile toplulukları, Portekizliler tarafından sömürgeleştirilmiş, kabileler ''ikinci sınıf insan'' olarak görülmeye başlanmıştır. Portekizli sömürgecilerin ekonomik kazanç için bastırma politikaları, kabileleri haksızlıkla ve soykırımla baş etmeye zorlamıştır. Uzun zaman önce başlayan haksızlıklar bugün bile yerli halkın baş ettiği bir sorundur.
Portekizlilerden önce Brezilya’da tahmin edilen 4 milyon yerli kabile yaşıyordu ama binlerce yerli, sömürgecilerin getirdiği hastalıklar ve soykırım yüzünden öldü. Survival International’a göre Brezilya’nın bugünkü yerli halk oranı 1500 yılındaki sayısının sadece %7’sidir. Ne yazık ki, nüfustaki bu düşüş hâlâ devam etmektedir. 1964-1985 yılları arasındaki askeri rejim sırasında uygulanmaya başlanan ve ülkenin ekonomisine büyük katkılarda bulunan devlet politikaları, halkın refah seviyesini yükseltse de bu politikaların acısını yerli kabileler çekmiştir. Soykırım yetmezmiş gibi, Amazon’da yaşadıkları alanlardaki ağaçları ve doğal hayatı ticaret için feda eden devlet, Shrek filmindeki Lord Farquaad’ı hatırlatır: “Bazılarınız ölebilir ama bu yapmaya hazır olduğum bir fedakârlıktır.”
Sonuç olarak, Minority Rights Organisation’a göre, bu dönemde yaklaşık 87 yerli kabile yok edilmiştir ve New Internationalist’e göre 8000 yerli katledilmiş ve binlercesi ihmalden ölmüştür.
Diktatörlük bitince ve 6. Brezilya Cumhuriyeti kurulunca yerlilerin yaşadığı ayrım azalmaya başlamış, fakat çok da uzun sürmemiştir. Ordu geçmişi olan ve askerî rejim sempatizanı Bolsonaro’nun seçiminden beri Amazon’un yıkımı büyük bir artış göstermiştir. Yeni cumhurbaşkanı, doğanın ve iklim değişikliğinin ekonomik politikalara etki etmesine izin vermeyeceğini açıkça belli etmiş, söylediğini de yapmıştır. Bu tehlikeyi fark eden ve sonuçlarını yaşamaya başlayan yerli kabileler ise önce Brezilya içerisinde, bundan sonuç alamayınca da Avrupa’ya gidip özellikle Amazon’u kullanan büyük şirketlerden (Nestlé ve Unilever gibi) haklarını talep etmeye başladılar. Konferanslarda yaptıkları konuşmalardan ve katıldıkları toplantılardan uluslararası destek topladılar ama elle tutulur sonuç almayı hâlâ bekliyorlar.
Beklemek için fazla zamanları olmadığını vurgulamalıyım. Bolsonaro Ocak 2018’de başa geçtiğinden beri Amazon’un ormansızlaştırılaması son on yılın en hızlı oranlarına yükseldi (Minority Rights Organisation’a göre Ocak-Temmuz 2018 arası 8.000 km kare). Bu demektir ki şu an Amazon’da var olan 230 iletişime geçilmiş ve 69-77 arası iletişime geçilmemiş kabilelerin geçimi risk altındadır. Ekonomik gelir yüzünden gittikçe daha da küçük bir alana sıkıştırılan ve sistematik olarak ayrıma, ırkçılığa ve haksızlığa uğrayan bu insanlar yok olma riskindedir. Kurtulmak için modern Brezilya toplumuna ayak uydurmaya zorunlu hisseden kabilelerin kendilerine özgü gelenekleri, ritüelleri ve değerleri, ve en nihayetinde yaşamları büyük bir tehdit altındadır.
Bu kabilelerin sahip olduğu değerli ve kendine özgün kültürler, yıllar boyu tehdit edilmiş ve bastırılmıştır. Bütün zorluklara rağmen boyun eğmeyen ve kendi özgünlüklerini sonuna kadar koruyan kabilelerden öğrenecek çok şeyimiz var aslında. Önce sömürgeciler, sonra askerî diktatörlük ve şimdi de ekonomik büyüme telaşı ve iklim değişikliği tarafından riske atılmış olan bu topluluklar saygıdeğer bir azim ve kararlılıkla kendi kültürlerini ve kimliklerini koruma çabalarından vazgeçmemiş, bunun yerine daha da güçlü bir şekilde haklarını savunmaya devam etmiştirler.
Fotoğraf için tıklayınız.

