Psikoloji insan zihnini ve davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Psikoloji sözcüğü Türkçeye Fransızcadan girmiştir. Fransızcadaki psychologie sözcüğünden alıntıdır. Psychologie ise eski Yunancadaki psyche (ruh) ve logia (bilim) sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Bu dalda uzmanlaşarak ruhsal hastalıkların tedavisine yardımcı olan ve insanın zihin süreçlerini bilimsel araştırmalara dayanarak inceleyen kişilere ise psikolog denir. Psikoloji biyoloji, tıp ve sosyoloji gibi bilim dalları ile koordine bir şekilde çalışmaktadır.

Toplumumuzda psikologlar genel olarak insanlarla konuşan ve dertlerine çözüm bulan kişiler olarak tanımlanır. Fakat bu aşırı derecede yanlış bir tanım olmakla birlikte insanları yanlış bir algıya sürüklemektedir. Bu yanlış algı nedeniyle birçok insan hayatlarının sonuna kadar kendilerini etkilemekte olan psikolojik sorunlardan haberdar olamıyor ve kurtulamıyor. İnsanın beyin kimyasında gerçekleşen değişimler insanları sadece ruhsal değil aynı zamanda fizyolojik olarak derinden etkilemekte ve daha başka tıbbi sorunlara sebebiyet verebilmektedir. Depresyon, anksiyete (kaygı bozukluğu), panikatak, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (ADHD) ve çeşitli kişilik bozukluklarını toplumda sıkça bulunan psikolojik sorunlara örnek olarak verebilirim. Söz konusu bozuklukların semptomları toplumsal bilinçsizlik ve yetersiz psikoloji eğitimi nedeniyle çoğunlukla anlaşılmamaktadır ve bahsi geçen bozukluklardan birine sahip olan kişi gerekli yardımlardan mahrum kalmaktadır.

Tüm bunların yanında birçok ülkede bizde bulunanın aksine çok daha aktif olan sosyal hizmet servisleri bulunduğundan, insanlar çok daha iyi gözlemlenmekte ve gelen ihbarlar veya yardım talepleri doğrultusunda insanlar daha rahat bir biçimde tedavi olabilmekte ve yardım alabilmektedir. Benim özet olarak bu toplumdan psikoloji açısından tek beklentim psikolojinin bir bilim olduğunu kabullenerek insan sağlığını düşünmeleri ve gelecek nesillerde sosyal hizmet faaliyetlerinin artarak diğer gelişmiş ülkelerde bulunan sosyal hizmetlerin kalitesinde bir sosyal hizmetlerimiz olmasıdır.

İşlevi olan bir sosyal hizmetler ve sunulabilecek kaliteli bir psikolog geleceğin suçlularını, tacizcilerini, akıl hastalarını veya sadece zihinsel sağlığı yerinde olmayan ve intihara meyilli bir insanı hayatı döndürüp topluma kazandırabilir. Toplumda suçun artışı yetersiz sosyal hizmetlerimiz, olmayan adli psikologlarımız ve suç alanında yapılmayan psikoloji çalışmalarımızdan büyük ölçüde kaynaklanmaktadır, çünkü bu nedenle akıl sağlığı yerinde olmayan ve suç işleme potansiyeli olan insanlar ihbar edilememekte ve gözlemlenememektedir. Sosyal hizmetlerimiz ve yasalarımız bir boşanma davasında masum bir çocuğun rahatsız olan annesini gözlemleyip tedavi etmek, çocuğu da babasına vermek yerine annesine verecek kadar aciz ve işlevsiz durumdadır. Bu sorun annenin Gönyeli’deki evinde çocuğunu defalarca bıçaklayarak öldürmesi gibi büyük bir faciaya sebebiyet vermiştir. Psikolojik rahatsızlıklara sahip olmak ayıp veya utanılacak bir şey değildir. Tam aksine bu sorunlar üzerinde çalışılması toplumdaki sağlığı arttırabilir ve daha üretken, daha başarılı ve daha sorunsuz bir toplumun temellerini atabilir. Sağlıklı yaşayabilmek her insanın doğuştan kazanması gereken en önemli haklardan bir tanesidir.

Psikologlar Yasası

Dünyadaki çoğu ülkede klinik açabilmek ve insanlara sağlık alanında hizmet verebilmek için en az 6-7 senelik bir eğitim gerektiren psikolog olma süreci ülkemizde dört senelik bir lisans diploması ile kolayca tamamlanabilmektedir. Bu sorun psikologlar yasasının yürürlüğe koyulmamasından ötürü ortaya çıkan bir sorundur. Bu sorun iş bulma serüveninde birçok mezuna kötü deneyimler yaşatmaktadır, çünkü ülkemizde artmakta olan sahte ve kalitesiz üniversitelerde bulunan psikoloji bölümlerinin yanında iyi üniversitelerimizden ve yurt dışından da gelen psikoloji mezunları bir klinik açma arayışına girmektedir. Yasanın olmaması ise bu mezunlar içerisinde bir eleme gerçekleştirmeyi mümkün kılmıyor ve artan psikologların sayısı ile ortalık psikolog dolmaya başlıyor.

Tüm bunların yanında dalında uzmanlaşmamış ve üniversite diploması ile iş hayatına atılan bir psikolog danışman, hastasının sağlığını olumsuz yönde etkilemekte, yanlış ve etik olmayan tedavi yöntemleri uygulamaktadır. Böylece toplumun ön yargısı artmakta ve psikologlar büyük ve kötü bir genellemenin içine sığdırılabilmektedir. Bir hastalığı tedavi etmek ve bir bozukluğu düzeltmek dalında uzmanlaşmış bir kişinin görevi olmakla birlikte dört senelik bir mezunun görevi değildir. Bu nedenle toplumumuzu bu yasa geçinceye dek danışacağı psikoloğu eğitim seviyesine göre seçmesi gerektiğinin altını çizerim. Bu yasa verilen yoğun uğraşlarla Cumhuriyet Meclisine defalarca sunulmuştur fakat yasa hâlâ geçmiş bulunmasa da bir gün insanların sağlığını emanet edebilecekleri iyi, bilinçli ve güvenli bir meslek hayatının olabileceği kanısındayım.

Kapak fotoğrafı için tıklayınız.