Kıbrıs'ın Fetih Döneminin İncelemesi

Ön söz
Bu yazıyı yazma amacım hem bir Tabella Lise yazarı olmak istemem, hem de Kıbrıs tarihi kitaplarında anlatılmayan ufak bilgileri anlatarak sizlere farklı bir şey göstermektir.
Venedik’in Kıbrıs’ı isteme sebeplerinden biri ticari önemidir. Konumu sayesinde Yakın Doğu-Hindistan ticareti yapabiliyordu. Böylece kıymetli Doğu malları Avrupa’ya getirilebiliyordu. Almanlar ise bu malların tüketicileriydi ve onların da pazarda gözü vardı.
Osmanlı’nın ise Ruslarla başı dertte idi. Ruslar hem İslam’a hem de Osmanlı’ya karşı bir tehdit unsuruydu. Bu yüzden Osmanlı İslam’ı ve Doğu Akdeniz’deki egemenliğini korumak için Kıbrıs’ı almak istemiştir.
Bu yazıda Kıbrıs’ın fethi ekseninde bu farklı aktörlerin etkileşimini inceleyeceğim.
I – Venedik için Kıbrıs'ın ticari önemi
Stratejik olarak Kıbrıs mükemmel bir konumdadır. Aynı zamanda ticari açıdan da mükemmel bir konumdadır. Bunun sebeplerinden biri kesinlikle Basra Körfezi (Persian Gulf) olmaktadır. Çünkü Basra Körfezi yolu kıymetli inci ticareti dolayısıyla çekiciydi. Burada aslında unutulmaması gereken bir konu var; zengin ve büyük ticaret daima baharat, ecza, kıymetli taşlar ve inci üzerindendi. Yani aslına bakarsanız Kıbrıs, Yakın Doğu-Hindistan ticareti açısından da gayet önemlidir.
II – Almanların Yakın Doğu-Hindistan ticaretine girme çabaları
Venedik anlayabileceğiniz üzere bu malların ticaretini yapmaktaydı ve Osmanlı tarafından kendisine verilen kapitülasyonlar* sayesinde bunu Levant'ta** gerçekleştirebiliyordu. Venediklilerin kesinlikle Levant'ta bir ticari egemenliği söz konusuydu.
Almanlar ise daha önce belirtiğimiz (baharat, ecza, kıymetli taşlar ve inci) malları ve bazı madenî eşyaları (kalay, kurşun ve civa) ihraç ediyorlardı veya kendileri direkt bu pazara girmeye çalışıyorlardı. Augsburg ve Nürnbergli Alman tüccarlardan başka İtalya limanlarından Osmanlı topraklarına kadar uzanan ticarette Almanya'nın kuzeyinden tüccarlar da bulunmaktaydı.
Aslına bakarsanız Osmanlı'nın Kıbrıs fethi kararı gerçek bir dönüm noktasıdır. Çünkü pek çok şeyi değiştirecektir.
III – Osmanlı'nın fetih kararı
Şu anki bölümlere kadar Venedik'in Kıbrıs'ı isteme sebeplerinden biri olan -diğerleri zaten okul kitaplarında anlatılıyor- ticari amacı ve Almanların Yakın Doğu-Hindistan pazarına girme çabalarını ele aldık. Şimdiki bölümde ise fetih gerçekleşmeden biraz öncesini ele alacağız.
I. Selim'in tahta çıkmasıyla birlikte Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa'nın rakibi olabilecek insanlar ona meydan okuma yolunu bulmuştur. Onlardan biri de Lala Mustafa Paşa idi.
Kıbrıs'ın fethi ilk başta imparatorluk için öne çıkan bir şey değildi. Ta ki Osmanlı, 11 Eylül 1565 tarihinde 180 gemilik donanma ile Malta'nın fethi için yola çıkarken 20.000 asker kayıp vererek bozguna uğratılana kadar. İşte 1565 tarihinden sonra Kıbrıs'ın fethi projesi ön plana çıkmış bulunuyordu.
Kıbrıs'ın fethi projesini destekleyen kişilerden biri elbette ki Lala Mustafa Paşa idi. Sokollu Mehmed Paşa ise bu projeyi desteklemiyordu. Ama okul kitaplarında öğretildiği üzere karar aldıktan sonra o da çalışmalara başlamıştır. Sokollu Mehmed Paşa'nın desteğinin sebebi Rus tehlikesinin önlenmesini istemesiydi. Çünkü Rus Çarlığı 1552 tarihinde bir İslam devleti olan Kazan'ı ve 1554 tarihinde başka bir İslam devleti olan Astrahan'ı istila etti. Doğu Avrupa’nın imparatorluğu hâline gelmesi bir yana Rus Çarlığı, Karadeniz-Orta Asya ticaretini ve hac yolunu kesiyordu. Bununla beraber Safevî Devleti ile ilişkiler kurup Osmanlı'ya zıt bir diplomasi izliyordu. Sokollu ise bu konuda Astrahan'ı Ruslardan (1568) almaya çalıştı ama başarılı olamayınca Kıbrıs'ın fethi çalışmaları hızlandı. 1570 tarihinde ise adaya Osmanlı ordusu indi. Gerisi zaten okul kitaplarında olduğu gibi.
IV – Kıbrıs’ın fethedilmesinin etkileri
Osmanlı-Venedik savaşı sırasında Osmanlı, Venedik’e verdiği kapitülasyon haklarını yeniledi. Daha önce Mısır’ı fetheden (1517) II. Selim, Memlûkların Fransız ve Katalonyalılara verdiği kapitülasyonları yeniledi ve İtalyanlara verilenler kadar kapsamlı olmamasını sağladı. 1540 yılında ise Venedik’e en kapsamlı kapitülasyon hakları verildi. Bundan 29 yıl sonra ise 1569 yılında Osmanlı’nın Kıbrıs’ın fethi için Venedik’e savaş açmaya karar vermesi ile Venedik’e verilen kapitülasyon hakları Fransa’ya devredildi. Tabii bu da Venedik’in Levant’taki ticari egemenliğini Fransa’nın almasını sağladı. Bir de savaş çıkmadan önce Venedik’ten Doğu mallarını ithal eden Almanlar bu savaş çıktıktan sonra Doğu mallarını Venedik’in rakipleri Cenova, Trieste, Marsilya ve Dubrovnik aracılığıyla sağlamaya çalışıyor veya daha önce de belirttiğimiz gibi direkt pazara girmeye çalışıyordu.
Osmanlı 1569 yılında Fransa’ya en kapsamlı kapitülasyon haklarını verince Alman iş adamı (Augsburg’lu) Melchior Manlich Marsilya’da ticaret merkezi kurdu ve yedi gemisiyle İskenderiye, İstanbul, Mağusa ve Trablusşam'a seyrüsefere çıktı. Manlich II. bölümde adı geçen ticaret mallarını getiriyordu elbette ki. Manlich yaptığı bu atılım sayesinde hem yüzde otuz kâr etmiş hem de Augsburglu tüccarların yatırım yaptığı başarılı bir girişimi gerçekleştirmişti. Ancak Manlich 1574 yılında iflas etti. Bunun sebepleri borcunun yedi yüz bin gulden (o dönemki Alman parası) olması, 2 gemisini kaybetmesi ve Venedik’in 1573’te barış antlaşmasını imzaladıktan sonra tekrardan ticarete atılmış olmasıdır.
Aslında Melchior Manlich’i anlatma sebebim Almanların Venedik ve Marsilya merkezleri üzerinden Yakın Doğu-Hindistan ticaretine girmeye çalışmalarına örnek olması içindir. Bunu açıklamamın nedeni, Melchior Manlich’in girişimi başarısız olunca pek çok Alman ticaret firmasının Lizbon ile iş birliği yapmaya yönelmesidir. Augsburglu büyük kumpanyalar (aynı görüşe sahip kimseler) ise Welseler, Fuggerler, İspanya ve Portekiz ile iş birliği yapmaya karar verdiler.
İşin Almanya ve Venedik tarafı kısmen bitti. Şimdi Osmanlı tarafına bakacağız. Okul kitaplarından öğrendiğiniz üzere Osmanlı 7 Temmuz 1571’de İnebahtı’da Haçlı Donanması tarafından bozguna uğratıldı. Bu Haçlı Donanması Venedik, İspanya ve Papalık taraflarından oluşuyordu. Bu deniz muharebesinde Türk donanması mahvoldu (savaşa 438 savaş gemisi katılmış Türklerin 230 gemisinden yalnız 30 gemi kurtulmuştu). Haçlılar imzaladıkları antlaşmaya göre üç yıllık ittifak projesi gereğince her yıl Osmanlılara karşı 50.000 asker yüklü 200 kadırga donatacaktı. İstanbul tehlikede idi. Fakat müttefikler ertesi sene Kıbrıs’a doğru hareket ettikleri zaman karşılarında yeni bir Türk donanması gördüler. Saldırıyı yenileme cesaretini göstermediler. Venedik ise ittifakın üçüncü senesinde barışı tercih etti ve ağır bir savaş tazminatı ödemeyi kabul etti. İnebahtı yenilgisinin Osmanlı tarafında yarattığı etkiler, Avrupa’da daha ihtiyatlı bir politika gütme ve Hint Okyanusu’nda Portekizlilere ve Astrahan’da Rus Çarlığı’na karşı Sokollu Mehmed Paşa’nın evrensel tasarılarına son verme kararıdır. Astrahan seferi 1571’de bitmiştir.
Son söz
Umarım amacıma ulaşıp Kıbrıs, Osmanlı, Venedik ve Almanya ile ilgili kısmen de olsa özellikle tarih kitaplarında geçmeyen o ufak bilgileri verebilmişimdir. KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının tarih kitaplarının olaylara yüzeysel bakmakta olduğunu düşünüyorum. Kitapları incelediğinizde (buna 1960 ve sonrasını anlatan okul kitapları da dâhil) bir misal olarak Venedik’in Kıbrıs’ı stratejik konumu veya tarıma elverişli toprakları gibi sebeplerden dolayı ele geçirmek istediği söylenir ama ticaretten bahsedilmez. Osmanlı’ya baktığımızda Ruslardan bahsedilmez. Almanlardan ise hiç bahsedilmez. Belki biraz konu dışı gelebilir ama bu detaylar Kıbrıs’ın fethinin dönüm noktası olduğunu, yani küresel etkisini görmemizi sağlar.
Notlar
*Kapitülasyon: Bir ülkede, yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları.
**Levant: Akdeniz'in doğu sahillerinde bulunan geniş coğrafi araziyi tanımlamak için kullanılan, sınırları belli olmayan coğrafi, tarihî ve kültürel bir adlandırma. Genel olarak tarih süreci içerisinde Toros Dağlarının güneyinde, Orta Doğu içerisindeki geniş bir alanı belirtir.
Referanslar
İnalcık, Halil. Osmanlı İmparatorluğu'nun Sosyal ve Ekonomik Tarihi 1300-1600, İş Bankası Kültür Yayınları. Çeviren: Halil Berktay. 2.Baskı, 2018: İstanbul.
İnalcık, Halil. Devlet-i ‘Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-1 Klasik Dönem (1302-1606): Siyasal, Kurumsal ve Ekonomik Gelişim. İş Bankası Kültür Yayınları, 62.Basım: İstanbul.
Ortaylı, İlber. Türklerin Altın Çağı. Kronik Yayınları, 2. Baskı, Ekim 2018: İstanbul.
Fotoğraf için tıklayınız.

