Toplumumuz ve adamız birçok farklı dönemden geçmiş, tarih boyunca çeşitli olaylar yaşarken; birçok dine, dile, gelenek ve göreneğe ve tarihe gömülmüş birçok kültür ve sanata ev sahipliği yapmıştır. Adamızın içinden geçmiş olduğu çeşitli dönemleri ve yaşantıyı, kültürü ve geleneği tarihin bizlere tuttuğu ışık ile öğrenirken, doğru bildiğimiz birçok yanlışı ve yanlış bildiğimiz birçok doğruyu bilinçsiz bir şekilde zihnimize kazıyor, birçok olayı sorgulamadan kabulleniyoruz. Fakat ben tarihin bundan fazlası olduğuna inanıyorum. Tarih, geçmişte yaşananlar ve olan bitenlerden ibaret değildir, biz tarihi öğrenirken aslında aynı zamanda koca bir tarih yazıyoruz.

Adamızda şu an hep birlikte yazmakta olduğumuz tarih; geleceğin gerek sözlü, gerekse yazılı bilgi kaynaklarını oluşturacaktır. Peki bu kaynakları inceleyen gelecek nesiller tarihte oluşturduğumuz bu koca boşluğu görünce ne gibi tepkiler verecek? Tarihteki boşluktan kastım, Kıbrıslılar olarak 45 seneyi aşkın bir süredir yitirmekte olduğumuz ve her geçen gün yok ettiğimiz adamız ve değerlerimizdir.

Kıbrıslılar olarak dış güçlerin ve içimizdeki milliyetçilerin doldurmaları yüzünden yaşadığımız anlamsız Kıbrıs sorunu günümüze kadar gelmiş ve bizi 45 yıllık bir ayrılığa mahkûm etmiştir. Bu sorun tarihte yarattığımız en büyük boşluklardan bir tanesidir. Bu karmaşık, anlaşılmaz ve doğru bildiğimiz yalanlarla dolu sorunun yanında, yaşadığımız toplumda her geçen gün artmakta olan sorunlar geçirdiğimiz her dakika daha belirgin bir şekilde gün yüzüne çıkmaktadır.

Bir yandan tiyatro sahnelerindeki sanatımız sansürlenmiş, düşünce özgürlüğümüz kısıtlanmış ve tarihimizdeki çeşitliliğin en somut kanıtı olan tarihî eser ve yapılarımız, Lefkoşa’daki tarihî bölgeyi çevreleyen surların yıkılması gibi bakımsızlıktan kaynaklı sebepler neticesinde yok olmaya yüz tutmuş duruma gelmişken, diğer yandan dağlarımız, taş ocaklarındaki üretim faaliyetleri nedeniyle parçalanmakta ve doğamız her geçen gün artan kontrolsüz nüfusun gerektirdiği yapılaşmalar nedeniyle betonlaşıp yok olmaya başlamıştır.

Artan nüfusun belirli bir giriş sınırlaması olmaması dışındaki bir diğer sebebi ise gece kulüplerinde yaşanan zorlamaya dayalı etik ve yasal olmayan insan ticareti gibi moda hâline gelen üniversitelerdeki öğrenci ticaretidir. Bununla birlikte gelişmekte olan bir diğer büyük sorun ise okullarımızın bazılarında eğitim kalitesinin, öğrenci haklarının giderek çürümüş olması ve öğrencinin sözde eğitim almak için gittiği okulda ayrımcılığa, zorla dayatılan siyasi görüşleri kabul etmeye ve haksızlığa mahkum olmasıdır. Böyle okul ortamları öğrencinin kimliğine , kişisel gelişimine, psikolojisine ve geleceğine zarar vermektedir.

Toplumumuzu acıya düşüren bir diğer sorun ise yapılmayan yollarımızda ve denetlenmeyen trafiğimizde, denetlenmeyen hastanelerimizde, çarpık şehirleşmenin neden olduğu felaketlerde, denetimden geçmeyen hormonlu yiyeceklerden ve tedavi edilmeyen hastalıklardan ötürü kaybolan her bir can. Bu her bir can bir başka can için “arkadaşım”, “annem”, “babam”, “öğrencim”, “meslektaşım”, “akrabam”, “kardeşim”, “çocuğum” ve bu gibi değerli anlamlar ifade ederken, sorumlu olan devlet insanları için en ufak bir vicdan belirtisi bile ifade etmemesi kaygı vericidir. Bu sorunların kısır bir döngü içinde devam etmesi toplumumuzun ve adamızın geleceğini derinden etkilemektedir. Yasalarımız , sosyal hizmetlerimiz ve adalet sistemimiz ise sözünü ettiğim sorunların ve daha eklemeyi unuttuğum onca diğer sorunun çoğunu çözemeyecek kadar yetersiz ve işlevsiz kalmaktadır.

Bu sorunlar çözülmedikçe toplumumuzun yapısını, sağlığını, varlığını, özgürlüğünü ve hayatını büyük ölçüde etkilemeye devam etmektedir. Tarihteki “boşluk” adı verdiğim bu sorunlar yığınının gerçekleşmiş olduğu dönemi niteleyen bu boşluğu tüm Kıbrıslılar olarak kapatmak ve tarihimizi tekrardan yazmak bizim elimizdedir. Sahip çıkamadığımız kültürümüze, sanatımıza, insanımıza, doğamıza ve adamıza sahip çıkmayı öğrenmeli, gelecek nesillere daha güzel bir Kıbrıs bırakmak için uğraşmalıyız. Sadece bir tane Kıbrıs’ımız ve bir tane kültürümüz var!

Fotoğraf için tıklayınız.