Stefan Zweig, Avusturya asıllı ünlü bir romancıdır. Varlıklı bir ailede yetişmiş, küçük yaştan itibaren çok ciddi bir eğitim almıştır. Beş dil öğrenmiş ve lise yıllarında şiir yazmaya başlamış, çeviriler yapmıştır. Çok sayıda uzun öyküsü, şiir denemeleri ve biyografi alanında çalışmaları bulunmaktadır. Kitapları psikolojik analizleri ile ön plana çıkmaktadır. Bazen sayfalarca bir duyguyu çok vurucu ve akıcı bir şekilde tasvir etmektedir ama bunu okuduktan sonra size sadece birkaç cümle okumuşsunuz gibi gelir. Örneğin “Korku” adlı uzun öyküsünde bir kadının iç dünyasını o kadar çarpıcı ve gerçekçi bir şekilde analiz etmiştir ki zaman zaman kendinizi kaptırır ve o kadın gibi hissedersiniz. Hatta yazıları o kadar etkisi altına alır ki başka yazarların yazdığı sayfalar size düz ve basit gelmeye başlar. Kısa ve can alıcı öykülerinde kısa ve can alıcı cümlelere de bol bol yer vermektedir.

“İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıdır.” (Korku)

“Hep aynı düşüncelerin insanı nasıl yiyip bitirdiğini ve yıktığını kimse anlatamaz.” (Satranç)

“Eğer ölüyorum diye üzülseydin, ölmezdim.” (Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu)

Kurduğu cümlelerden de anlaşılacağı gibi oldukça pesimist bir yazar olan Zweig’ın öykülerinin çoğu ana karakterin intiharı ile biter. Maalesef ki kendi öyküsü de öyle bitmiştir. Eserlerinin yakıldığını dönemde bile yazmaya devam etmiş olması onu yıpratmış, Avrupa’nın içinde bulunduğu durum onu depresyona sürüklemiştir. En haksız barışın bile en haklı savaştan daha iyi olacağını düşünen ve “Dünyamızın yıkımı bütün hızıyla sürüp gidiyor. Savaşın bombalarıyla çöken her evle ben de çöküyorum." diyen savaş karşıtı Zweig, yüzden fazla eserinin ardından “Hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! Ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.” notunu bırakarak karısı ile savaştan kaçarak yaşadıkları hayatı, Brezilya’da kaldıkları otel odasında şişeye koydukları zehri içerek sonlandırmaya karar vermişlerdir. O intihar ederken karısının ona tek bir sorusu olmuştur. “Beni seviyor musun?” sorusuna “Evet.” cevabını alınca karısı hiç düşünmeden zehri içip onun yanına yatmıştır.

Fotoğraf için tıklayınız.