Genç, Şiiri ve Geleceği

Sanat, insanların eşliğinde her zaman canlı bir organizma gibi davranmıştır; her neye yakınmış, her neye ihtiyaç duymuşsa bir toplum, o oluşmuştur sanatının içinde. Gün geçtikçe sanatın ve de özellikle şiir gibi sözel sanatların şefkatine sığınan veya sanatçının acısında, mutluluğunda kendini bulan gençler hızla çoğalırken, sanat da kendini bu yeni neslin elinde şekil değişirken bulmuştur. Ancak birçok insanın gözünde en büyük mutasyon, geçmişte anlamsal olarak canavar kalıbına uygun olan şiir aracının, herkes tarafından kolayca evcilleştirilebilen bir süs köpeğine dönüştürülmesidir. Günümüzde eline kalem, bilgisayar, telefon alan her genç, ritim ya da kafiye gibi kural ve edebî aletlere dikkat etmeksizin, modern şartlarda “şiir” diye adlandırılabilecek bir eser yaratabilmektedirler. Dolayısıyla da yeni oluşan “post-modern” şiir kavramı, bu sanatın istikbalinin ne kadar belirsiz ve de değişime ne kadar açık olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Peki ama neden güzel sanatlarda görülen “post-modernist” rötuşların sözel versiyonları genç şiirde baş gösterir?
Bu sorunun cevabı kendini bize birçok farklı şekilde sunmaktadır. Ancak bu cevapların her biri aynı “minimalist” eserlerin kısa, bazen tek kelimelik satırlarından değil, toplumların yakın tarihçelerinin ve hatta ekonomik hamle ve ideallerinin detaylarından da çıkarılabilmektedir. 1. Dünya Savaşı sonrası T. S. Eliot gibi şairlerin öncülüğünü yaptığı, günümüz sanatının kökenlerini oluşturan “modernizm” akımını takiben, dünyaca yaşanan travmanın ve de insan psikolojisine alınan hasarın bir yansıması olan, yapılan kuralları (Dadaist sanatçıların da uzun yıllar yaptığı gibi) yıkma ve yeniden yaratmayı amaçlayan “post-modernizm” akımı doğmuş ve şiire asimile edilmiştir. Yeni oluşan bu akımın içindeki sanatsal anarşinin ise ana nedeni, şiirdeki duygu veya düşünceyi, herhangi bir koşul veya zorunluluğun olmamasının verdiği özgürlükle anlatarak ön plana getirmek istenmesidir.
Bu yüzdendir ki Rupi Kaur gibi duyguyu sanatın kısıtlayıcı koşullarından önemli sayan yeni şairlerin eserleri, her ne kadar edebî şartlarda Samuel Taylor Coleridge veya John Keats gibi ustaların varlığında hiyerarşik bir sıralamada alçak seviyelerde olsa da günümüz gençliği tarafından daha çok tercih edilip okunmaktadır. Çoğunlukta olan bu gençler tarafından E. E. Cummings’in Dadaist yazım şeklini andırsa da formunda herhangi bir anlam içermeyen, karmaşık olmayan bir dille yazılan bu tarz şiirlerin sunduğu temalar, örneğin John Donne’un metafiziksel şiirlerinin kompleks dil ve formunun gizlediği temalardan daha kolay kavranabilmektedir.

Post-modern şiirlerin serbest ve basit yapısının gençler arasındaki popülerliğinin bir başka nedeni ise sosyal medya olabilir. Hızlı bir şekilde ün ve para kazanmak isteyen bir şairin yapması gereken tek şey sosyal medyanın sağladığı kolaylığı kullanarak düşüncelerinin reklamını yapmak ve popüler kültürü yakından takip etmeye çalışan gençlerden oluşan demografiği hedeflemektir. Böylece aynı zamanda hem kendinin hem de hislerini okumak ve paylaşmak isteyen genç kullanıcıların istedikleri olur. Bu tekniğe sıklıkla başvuran Amanda Lovelace, Yrsa Daley-Ward gibi şairler, şiirlerinde sundukları güçlü, feminist ve asi noktalar sayesinde gençler arasında popülerlik kazansa da çoğu eleştirmen tarafından onlara verilen “Instagram Şairi” başlığı altından çıkmakta güçlük çekmektedir.

Gençlere hitap eden bu yeni şiirin ürünlerine tematik bir analiz yapıldığında ise “edebiyat toplumun aynasıdır” hipotezinin kanıtını kolaylıkla bulmuş oluruz. Günümüzün yaşça genç yazarlarının eserlerinde göze en çok çarpan temalar genellikle melankolik veya depresif ağıtlar veya şarkı sözlerinde sıklıkla karşılaşılan ilişki sorunlarıdır. Ancak bunların yanı sıra politik, eşitlikçi veya hümanist mesajlar içeren “spoken-word” şiirlerine de günümüzde kolaylıkla rastlanılabilmektedir. O yüzden şiir, her ne kadar sanatsal değerlerinde değişikliklere uğrasa da toplumsal fonksiyonunda herhangi bir değişiklik göstermemektedir.
Öyleyse gencin ve şiirinin geleceğinde neler beklemektedir bizleri? Sanatın ve sanatçının anlamsal sınırlarının bu denli açılıp genişlediği, şiire ve de şairliğe daha çok katılımın olduğu bu devirde şiir kültürünün gerçek bir değişime uğraması kaçınılmazdır. Ancak bu şiirleri okuyarak büyüyen geleceğin şairlerinin izleyeceği yol tahmin bile edilemediği gibi, yaşayacağımız olayların da sanatsal geleneklerimizde oluşturacağı etki sadece zaman ile gözle görülür hâle gelecektir. O zamana kadar Phil Kaye’den Tim Turnbull’a kadar uzanan, gerek “post-modern” gerek çağdaş şiirler yazan şairlerin oluşturduğu geniş bir yelpaze bulunmaktadır önümüzde. Eski şiir kültürünü yaşatmayı ya da değiştirmeyi seçen ve sanatına gereken önemini veren her şairi desteklemeye çalışmak, geleceği şekillendirecek genç şairler için büyük önem taşımalıdır. Böylece genç, şiiri ve geleceği, her ne yolu seçerse seçsin, maksimum kapasitesinde yapılarak insanlığa en iyi şiirleri sağlayabilecektir.
Fotoğraf için tıklayınız.

