Uzay Enkazları
Ocak 2019’da kaydedilen veri:[1]
Uzay Çağı’nın (1957) başlangıcından beri roket fırlatma sayısı:
Yaklaşık 5450 (başarısız olanlar hariç).
Bu roketlerin Dünya yörüngesine yerleştirdiği uydu sayısı:
Yaklaşık 8950.
Bunların hâlâ uzayda sayısı:
Yaklaşık 5000.
Hâlâ çalışanların sayısı:
Yaklaşık 1950.
Uzay Gözetleme Ağları tarafından düzenli olarak izlenen ve kataloglarında tutulan enkaz nesnelerin sayısı:
Yaklaşık 22.300
Parçalama ile sonuçlanan tahminî parçalanma, patlama, çarpışma veya beklenmedik olay sayısı:
500’den fazla
Dünya yörüngesindeki tüm uzay nesnelerinin toplam kütlesi:
8400 tondan fazla
İstatistiksel modellerle yörüngede olacağı tahmin edilen enkaz nesnelerinin sayısı:
34.000 nesne > 10cm
900.000 nesne 1cm’den 10cm’ye
128 milyon nesne 1mm’den 1cm’ye
Bu rakamların önemi Kessler Sendromu’nu daha güçlü hâle dönüştürüyor. Kessler Sendromu, dünya yörüngesinde yer alan nesnelerin çarpışma sonucu daha fazla uzay enkazına yol açması, enkazların artışı sonucu da daha fazla çarpışma olasılığının artması anlamına gelen duruma verilen isimdir. Kessler Sendromu'nun benim düşünceme göre en kötü etkisi, astronotların da bulunduğu Alçak Dünya Yörüngesi’nde (ADY) gerilim yaşatması. Örneğin, Vanderberg Hava Kuvvetleri Üssü, uzay enkazlarını yakından takip edip NASA’yı bilgilendiriyor. Eğer yörüngelerinden çıkıp tehlikeli şekilde herhangi bir uyduya ya da bir uzay mekiğine doğru yolculuk yapıyorsalar, Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS - International Space Station) gerekli önlemleri almaya çalışıyor. Fakat yeterli zaman içinde haber alınmıyorsa sonuçları kötü olabilir. Böyle bir kaza sonucu uzaya göreve giden profesyonellerin hayati tehlikesi yükselebilir. Bir diğer sorunlu alan ise, ülkelerin ve şirketlerin tutumsuz şekilde uzaya uydu yollaması. Bu uydular bizim için büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise çoğunun iletişim (telefon, internet vb.), dünyayı gözlemek (hava durumu), teknoloji gelişimi gibi amaçlar için kullanılması. Aşırı kalabalıklaştırılan uzay yörüngesi, bu uydularda sürekli hataların oluşmasına neden oluyor. Kessler Sendromu eğer bu uydularda görülürse bir çoğumuz internetsiz kalabilir ve ya telefonlarda sinyaller yok olabilir. Stijn Lemmens, bir uzay enkazı analisti, şirketlerin mantalitesinin değişmesinin zamanı geldiğini öne sürüyor. Şirketlerin artık yollanan uyduların görevlerini göz önünde bulundurması gerekli, örneğin hangisinin daha mantıklı, hangisinin daha gerekli oluşu ya da hangisinin oradaki düzeni bozmayacağı. ESA yeni bir görev sunma çabasında: Faal şekilde uzay “çöplerini” toplayıp uzaklaştırma. Bu görev umut verici olsa da çoğu araştırma merkezi ve şirketler ekstra bir yük daha istemiyor çünkü bu görevin gerçekleşmesi için yüksek bir bütçeye ihtiyaç var. Uzun vadede dünya yörüngesini kullanmak için yardım yerine, örneğin dünya dışında yaşayan varlıkları araştırmak (uzaylılar) çok daha büyük ilgi ve bütçeye sahip. Buzulların erimesi ve her geçen gün doğal afetlerin çoğaldığı gibi daha büyük dünya içerisinde barındırdığımız sorunlarımızın olduğundan bu konuyu aranızda gereksiz görenler olabilir. Fakat, insanoğlunun uzaydaki dengeyi bozmakta da eli olduğunu inkâr edemeyiz. Şu anki yüzleştiğimiz küresel ısınma sorununu en son teknolojiyle takip edebilmemizi sağlayan uyduların bulunduğu çevreyi bilmek bize duyarlılık katacaktır. İnsanoğlu birçok projesini geleceğe dönük tamamlamadığı için bizi engellerle dolu bir gelecek bekliyor.Referanslar [1] ESA, Space Debris by the Numbers Fotoğraf için tıklayınız.

